Shakespeare’in Antonius ve Kleopatra tragedyasında da yankılanan o güçlü tarihsel ve edebî miras, Kleopatra’yı yüzyıllar boyunca sanatın en çok yorumlanan kadın figürlerinden biri hâline getirmiştir. Mısır’ın son Ptolemaios hükümdarı olan Kleopatra VII, yalnızca güzelliğiyle değil, siyasî zekâsı, diplomatik gücü ve Roma dünyasıyla kurduğu karmaşık ilişkilerle de hatırlanır.
Onun etrafında oluşan efsane, sanatçılar için her zaman iki uç arasında salınmıştır: Bir yanda baştan çıkarıcı, büyüleyici bir kraliçe; diğer yanda iktidarı elinde tutan, hesaplı ve kararlı bir hükümdar.nnJohn William Waterhouse, 1888 tarihli bu yapıtında Kleopatra’yı ne yalnızca idealize edilmiş bir güzellik olarak ne de sert bir hükümdar olarak sunar; iki yorumu aynı anda hissettiren yoğun bir portre kurar.
Sanatçının ilgisi özellikle yüz ifadesinde ve bakışta toplanır. Koyu renkler, ağır atmosfer ve figürün çevresindeki dekoratif ayrıntılar, izleyiciyi doğrudan Kleopatra’nın yüzüne yönlendirir. Bakışlarındaki meydan okuma, soğukkanlılık ve çekim gücü, karakterin tarih boyunca anlatılan büyüsünü tek bir anda yoğunlaştırır.
Waterhouse’un figürü, klasik güzellik kalıplarından çok psikolojik etkiyi öne çıkarır; böylece Kleopatra’nın cazibesi yalnızca dış görünüşte değil, irade ve zekâda da aranır.nnEserin ortaya çıktığı dönemde Viktorya devri sanatında tarihî ve edebî konulara duyulan ilgi oldukça güçlüydü. Waterhouse da bu ortamda, antik çağ kadın figürlerini hem dramatik hem de duygusal bir dille yeniden yorumladı.
Kleopatra’nın seçimi rastlantı değildir: O, güç, tutku, siyaset ve trajedinin kesiştiği bir karakterdir. Sanat tarihçileri bu yapıtı çoğunlukla, kadının etkisini güzellikten ibaret görmeyen bir yaklaşımın örneği olarak değerlendirir. Buradaki sembolik yoğunluk, Kleopatra’nın yalnızca bir tarih kişiliği değil, aynı zamanda arzunun, iktidarın ve kaderin temsili olarak okunmasına imkân verir.nnWaterhouse’un resminde gözlerin merkezî bir rol üstlenmesi, Shakespeare’in “gözlerimin içine dalmak” duygusunu da hatırlatır; sanki karakterin bütün hikâyesi bakışında toplanmıştır.
Bu nedenle yapıt, Kleopatra’yı anlatan sayısız temsil arasında özellikle psikolojik derinliğiyle öne çıkar. Günümüzde eser, İngiltere’deki Apsley House, Londra koleksiyonunda yer almaktadır.