Yaralı Melek, Fin sembolist ressam Hugo Simberg’in 1903 tarihli en tanınmış yapıtlarından biridir. İlk bakışta dingin görünen sahne, aslında ağır bir hüzün ve gizem taşır. Gözleri sargıyla kapatılmış, kanadında kan izleri bulunan bir melek; onu dikkatle taşıyan iki gençle birlikte, sanki bir yaralanmanın ardından sessizce bir yere götürülmektedir.
Gençlerin koyu giysileri ve ciddi tavırları, sahnenin yas duygusunu güçlendirir. Sağdaki gencin doğrudan izleyiciye bakması, kompozisyonu yalnızca anlatısal bir sahne olmaktan çıkarıp izleyiciyi de bu sessiz yolculuğun içine çeker.nnSimberg, yapıtın anlamını bilinçli olarak açık bırakmıştır. Sanatçı, sembolleri tek bir yoruma kapatmak yerine, izleyicinin kendi çağrışımlarını kurmasını istemiştir.
Bu nedenle eser, ölüm, acı, şefkat, kırılganlık ve iyileşme gibi farklı temalarla ilişkilendirilmiştir. En yaygın yorumlardan biri, meleğin yaralı hâlinin insan ruhunun ya da umudun incinmişliğini temsil ettiğidir. Bir başka yorum ise, taşıyan gençlerin sessiz ve özenli hareketlerinin, acı karşısında gösterilen merhameti ve dayanışmayı simgelediğidir.nnTablonun ortaya çıkışında Simberg’in kişisel deneyimlerinin de etkili olduğu kabul edilir.
Sanatçının menenjit geçirdiği dönemde yaşadığı fiziksel ve ruhsal kırılganlık, bu imgenin duygusal yoğunluğunu beslemiş olabilir. Simberg daha sonra bu motifi yeniden ele almış, 1905–1906 yıllarında Tampere Katedrali için yaptığı fresklerde Yaralı Melek’in daha büyük bir versiyonunu kullanmıştır. Bu durum, yapıtın onun sanatında ne kadar merkezi bir yere sahip olduğunu gösterir.nnYaralı Melek, Fin sanatında ve kültürel belleğinde özel bir konuma sahiptir.
Simberg’in sembolizmi, halkın kolayca sahiplenebileceği kadar açık, ama tek bir anlamla sınırlanamayacak kadar da derindir. Eser bugün Helsinki’deki Ateneum Sanat Müzesi koleksiyonunda yer almaktadır.