Cadılar, ayine elleri boş gelmemiştir; gelirken şeytanlarına yiyecek de getirmişlerdir. Orta Çağ ve erken modern dönemde yaygın olan batıl inançlara göre şeytan, özellikle çocuklarla ve insan fetüsleriyle beslenir; Goya’nın sahnesinde görülen iki bebek iskeleti bu korkunç inanç dünyasına doğrudan gönderme yapar. Biri sola savrulmuş, diğeri ise merkezde ön planda bir pençe ya da çengel benzeri biçimle tutulur.
Büyük boynuzlu keçi figürü, cadı toplantılarının şeytani lideri olarak düşünülen keçi-şeytan imgesini temsil eder; başındaki meşe yaprağı çelengi ise sahnenin grotesk karakterini daha da belirginleştirir. Arka plandaki uçuşan yarasalar ve karanlık, boşluk hissi veren geniş alan, ritüelin korku ve batıl inançla örülü doğasını güçlendirir.
Goya bu kompozisyonda halk inanışlarını, cadı hikâyelerini ve aklın karanlıkla kuşatıldığı bir dünyayı bir araya getirir. Eser, sanatçının geç dönemindeki karamsar bakışını ve insan zihninin korkularını çarpıcı bir görsel dile dönüştürme gücünü gösterir. Cadı Ayini, Goya’nın 1797-1798 yıllarında Albay Don Luis de Borbón için yaptığı altı küçük kırsal sahneden biri olarak ortaya çıkmış, daha sonra sanat tarihçileri tarafından sanatçının batıl inanç, dinî korku ve toplumsal eleştiriyle ilişkisini anlamada önemli bir yapıt olarak değerlendirilmiştir.
Bugün Madrid’de Museo Lázaro Galdiano koleksiyonunda yer alır.