Edward Hopper (1882–1967), Amerikan gerçekçiliğinin en önemli isimlerinden biridir. New York eyaletinde doğan Hopper, erken yaşta çizime yöneldi ve New York School of Art’ta eğitim aldı. Kariyerinin başında illüstrasyon yaparak geçimini sağladı; bu dönem, kompozisyon ve ışık kullanımındaki ustalığını geliştirmesine katkı verdi.
1906, 1909 ve 1910 yıllarında Avrupa’ya yaptığı yolculuklar, özellikle Paris’te gördüğü gündelik şehir yaşamı ve modern kent manzaraları üzerinde kalıcı etki bıraktı. Hopper’ın sanatında yalnızlık, sessizlik ve modern yaşamın yabancılaştırıcı atmosferi belirleyici temalardır. 1920’lerden itibaren olgun üslubunu kurdu; keskin ışık-gölge karşıtlıkları, sadeleştirilmiş mekânlar ve figürler arasındaki psikolojik mesafe onun imzası haline geldi.
1924’te Josephine Nivison ile evlendi; eşi hem yaşamında hem de sanatında önemli bir rol oynadı. 1930’lar ve 1940’larda Nighthawks, Automat ve Rooms by the Sea gibi yapıtlarla Amerikan sanatının hafızasına kazındı. Hopper, 20. yüzyılın kent yaşamını sessiz ve şiirsel bir dille resmederek modern yalnızlığın en güçlü anlatıcılarından biri oldu.