Temmuz 1890’da Auvers-sur-Oise’da yapılan Buğday Tarlası ve Kargalar, Vincent van Gogh’un son dönemindeki en güçlü ve en tartışmalı yapıtlarından biridir. Eserin arkasında, sanatçının yaşamının son aylarında doğaya, tarlalara ve değişen gökyüzüne duyduğu yoğun bakış yer alır. Van Gogh’un mektuplarında bu dönemde çevresini büyük bir dikkatle gözlemlediği, özellikle buğday tarlalarını hem bereketin hem de geçiciliğin simgesi olarak gördüğü anlaşılır.
Kargaların karanlık biçimde gökyüzüne yayılması, çoğu yorumda yalnızlık, huzursuzluk ve yaklaşan son duygusunu güçlendiren bir unsur olarak okunur.nnKompozisyonun dramatik etkisi, daralan yolun ufka doğru ilerleyişi, ağır bulutların altında dalgalanan sarı tarlalar ve gökyüzünü yaran siyah kuşlarla kurulur. Van Gogh’un fırça hareketleri burada son derece enerjik ve yoğundur; renk karşıtlıkları da duygusal gerilimi artırır.
Sanat tarihçileri, bu manzaranın sanatçının ruh hâlini doğrudan yansıttığını düşünür; ancak yapıtı yalnızca bir karamsarlık ifadesi olarak okumak da eksik kalır. Çünkü Van Gogh için doğa, aynı zamanda canlılık, hareket ve sürekli dönüşüm demekti. Bu nedenle tarlanın sarısı, göğün mavisi ve kargaların siyahı arasında kurulan gerilim, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi hissettirir.nnEserin tam olarak ne zaman tamamlandığı uzun süredir tartışılır.
Van Gogh’un mektuplarına ve kronolojik incelemelere göre yapım tarihi 1890 Temmuz başıdır; çoğu araştırma yaklaşık 10 Temmuz’u işaret eder. Bununla birlikte, sanatçının son resmi olup olmadığı kesin değildir. Bazı uzmanlar, aynı dönemde yaptığı başka çalışmaların da son günlere ait olabileceğini belirtir. Yine de Buğday Tarlası ve Kargalar, Van Gogh’un son haftalarındaki yaratıcı yoğunluğunu ve doğayı algılama biçimini en çarpıcı şekilde özetleyen resimlerden biri olarak kabul edilir.
Sanatçının bu dönemde kullandığı uzatılmış çift kare tuval formatı da, geniş ufuk çizgisi ve dramatik gökyüzü etkisini güçlendirmiştir.nnBugün eser, Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi koleksiyonunda yer alır.